21.02.2012 - 07:12
Okunma (161)
Yorum (0)
Paylaş

Kışanak Öcalan'ın önünü açın

BDP ve Blok milletvekilleri TBMM'de yapılan BDP Grup toplantısına açlık grevi önlükleri ile katıldı.

 

Grup toplantısında konuşan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, konuşmasının başında Kürtçe, Arapça, Çerkezce, Süryanice, Lazca, Ermenice, Rumca, Türkçe, "Anadil onurdur" dedi. Kışanak, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın barış ve Kürt sorununun çözümü için birçok proje ürettiğini, somut çözüm önerilerini sunduğunu ancak bunların hepsinin AKP hükümeti tarafından elinin tersi ile itildiğini belirterek, "Sayın Öcalan'ın rolünü oynayacağı koşullara kavuşması yönündeki açlık grevine giren arkadaşlarımızın taleplerini sonuna kadar destekliyor ve bundan dolayı açlık grevi yapıyoruz. Artık gerçekleri görmelisiniz. Sayın Öcalan'ın önünü açmaktan başka yol yok" dedi.

 

BDP Grup toplantısı TBMM'de gerçekleştirildi. BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak ve BDP ile Blok milletvekilleri grup toplantısına açılık grevinde giydikleri ve üzerinde "Çözüm diyalog", "Çözüm müzakere" önlükleri ile katıldı. Grup toplantısını yöneten BDP Grup Başkanvekili Pervin Buldan, açılış konuşmasını 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısı ile Kürtçe yaptı. Buldan, Kürtçe olarak, "Bugün 21 Şubat Dünya Anadil Günü olduğu için açılışı Kürtçe yapmak istedim. Herkesin anadil gününü kutluyorum. Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız'ın aralarında olduğu 60'dan fazla kişi cezaevinde açlık grevinde onları selamlıyorum" dedi.

 

Buldan'ın ardından ise BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, Kürtçe olarak, konuklara hoş geldiniz dedi. Kürtçe; Kürtlerin ve farklı dillere mensup yurttaşların 21 Şubat Dünya Anadil Günü'nü kutlayan Kışanak, "Anadilimiz namusumuzdur, onurumuzdur" diye konuştu. Kışanak ardından Kürtçe, Ermenice, Rumca, Lazca, Süryanice, Çerkezce, Arapça, Türkçe, "Anadil Onurdur" dedi. Kışaank, Türiye'de yaşayan farklı dillerde "Anadil onurdur" demeye çalıştığını belirterek, "Bu gerçekten herkesin çok dikkat etmesi gereken önemli bir sözdür. Dil ve onur. Bu ikisinin birbirinden ayrılmaz olduğunu herkesin kendi dilini konuşurken hissettiği duyguları ve başka bir dili konuşurken yaşadığı zorlukları düşünerek yeniden hatırlamalıdır. Hepimiz bu ülkede Türkçeyi güzel konuşmak için özen gösteriyoruz. Ama bu ülkede milyonlarca farklı anadili olan insan kendi anadilini yeterince düzgün konuşamıyor" şeklinde konuştu. Kışanak, Türkiye'de dillere işkence yapıldığını belirterek, anadili Türkçe olmayan bütün halkların dillerinin yasaklandığını vurguladı. Türkçe dışındaki birçok dilin asimile edilerek yok edilmeye çalışıldığını vurgulayan Kışanak, "Bu insanlık onuruna karşı yapılmış bir işkencedir. 1924'te başlayan yasaklama zinciri günümüze kadar çeşitli aşamalardan geçti. 'Türkçe konuş çok konuş' kampanyaları düzenlendi. İnsanlar Türkçe dışında bir dil konuştuğu için para cezası aldılar. Halen yürürlükte olan anayasada, insanların dilini engelleyen yasalar var. Derhal bunlar kaldırılmalıdır. Hiçbir gerekçe sunulmamalıdır" ifadesinde bulundu.

 

'Anadilin önündeki engeller kaldırılmalıdır'

Kışanak, anadilleri ve onurları için direndiklerini vurgulayarak, "Anadilimizden, onurumuzdan vazgeçmedik. Bunun bedelini ödedik. İnsanlar bu dili kullandığı için cezaevine girdi, öğrenim hakkından edildi, üniversitelerden atıldı. Bugün gelinen aşama bizim ödediğimiz bedellerle kazandığımız bir aşamadır. İnanıyoruz ki bu kararlılıkla anadilin önündeki tüm engelleri kaldıracak potansiyele sahibiz. Tekçi zihniyet iflas etti. Bugün Kürt halkı da Kürtçe de daha güçlü" şeklinde konuştu. Kışanak, Türkiye'nin artık bu utançtan kurtularak, bütün dillerin önündeki engelin kaldırılması gerektiğini belirterek, "Tüm anadiller kamusal alan, eğitim de dahil olmak üzere sınırsız kullanım alanına sahip olmalıdır. Kendi anadilini kullanan insanlar neyi talep ediyorsa yapılmalıdır. Hala birileri çıkıp 'Kürtçe medeniyet dili mi' diye bir saçma soruyu soruyor. Halen bu zihniyeti aşamadığını görüyoruz. Ama bununla mücadele edeceğiz" dedi. Kışanak, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 194 ülkenin bulunduğunu bunlardan 113'ünde birden fazla resmi dil olduğunu belirterek, "Bunların hiçbirisi bölünmemiştir. Artık bu bölünme saçmalığından kurtulmalıyız. Kimse 'benim anadilim yasak değil benim sorunum değil' dememeli. Eğer bu ülkede, Çerkezce, Lazca yok olmaya yüz tutmuşsa, Kürtçe asimilasyona tabi tutulmuşsa bütün anadili farklı olanların buna sahip çıkması lazım" ifadesini kullandı.

 

'İmralı'da sürdürülen rehine politikasına karşı olduğumuz için bunu yapıyoruz'

Kışanak, BDP ve Blok olarak 2 gündür açlık grevinde olduklarını belirterek, "BDP ve Blok milletvekilleri olarak açlık grevine başladığımızda bir açıklama yaparak meramımızı anlatmaya çalıştık. Bir milletvekili neden açlık grevi yapar? Bu soruyu kendisine sormayan bir zihniyet ne yazık ki mücadele edilmesi ve yenilgiye uğratılması gereken zihniyettir. Hala çıkıp 'Niye milletvekilleri açlık grevi yapıyorlar' diye soruyorlarsa geri dönüp kendi iktidarları döneminde neler yaptıklarının listesine baksınlar öyle anlarlar. Bu halk 10 yıldır sizin döneminizde her fırsatta her olanağı kullanarak Kürt sorununu barışçıl, demokratik yöntemlerle çözmek için önünüze fırsatlar çıkardı. Ama bunun hepsini geri çevirdiniz. Geldiğimiz nokta binlerce tutuklu, her gün ölüm ve İmralı'da sürdürülen rehine uygulaması" dedi.

 

'Halkın iradesini İmralı'da tutsak almaya çalışıyorsunuz'

Türkiye'nin yeniden bir çıkmaza sürüklendiğini belirten Kışanak, "Halkın seçilmişlerini cezaevinde iradesini İmralı'da tutsak almaya çalışıyorsunuz. Bunu kabul etmediğimiz için, bunu değiştirmeye kararlı olduğumuz için açlık grevindeyiz. Yaklaşık 100 siyasi tutsak süresiz-dönüşümsüz açlık grevindeler" şeklinde konuştu. Kışanak, açlık grevinde olan Selma Irmak ve Faysal Sarıyıldız'ın açlık grevine başlarken sunduğu talepleri söyleyerek, bu taleplerin barış isteyen herkesin talepleri olduğunu dile getirdi. Arkadaşlarının kendileri için açlık grevi yapmadıklarını belirterek, "Arkadaşlarımız Kürt sorununu çözüm yoluna kavuşturmak için açlık grevi yapıyorlar. Bundan bizler de çözüme hizmet eden, diyalog ve müzakerelerin yeniden başlamasına çağrı yapan Sayın Öcalan'ın rolünü oynayacağı koşullara kavuşması taleplerini sonuna kadar destekliyor ve bundan dolayı açlık grevi yapıyoruz" diye konuştu.

 

'Öcalan'ın önünü açmaktan başka hiçbir yol yok'

Gerçeklerin üzerinde ne kadar oynanırsa oynansın yine gerçek olduğunu belirten Kışanak, "Bir gün o gerçek gün yüzüne kavuşur. Sayın Öcalan'ın Kürt sorununun çözümü konusundaki projeleri, önerileri Türkiye kamuoyunun her zaman dikkatine sunuldu. Kürt sorununu çözmek konusunda samimi, gerçek ve sonuç alabilecek bir tutum ve yaklaşım içinde. Bunun önünü açmaktan başka hiçbir yol yok. Geri kalan savaşta ve çatışmada ısrar etmek, bu ülkenin tüm insan, mali kaynağını ve geleceğini heba etmek olur. Bu nedenle bu hakikatin artık oraya buraya çekilmekten vazgeçilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Bu gerçeği öteleyebilirsiniz ama hiçbir şekilde değiştiremezsiniz" şeklinde konuştu.

 

Kışanak, "Demokratik açılım"ın ilk açıklandığı gün büyük çoğunluğunu niyet düzeyinde fazla sorgulama yapmadığını belirterek, "Eğer niyetiniz demokratikleşme ise biz de bunun parçası oluruz diye birçok kişi oldu. Kürt hareketinin tamamı, Sayın Öcalan çözümden yana bir tutum aldı. Ama o gün bu gündür yaptıkları ile bugün eksiye indiler. Bu gerçeği oyalayarak tasfiye politikalarına alet ederek örtmeye çalıştılar. Ama bu gerçek bütün çıplaklığı ile ortada" dedi. Kışanak, her şeyin niyet ile başlayacağının altını çizerek, niyette hile olması durumunda o işin doğru gitme şansı olmayacağını söyledi. Kürt sorunu gibi devasa bir sorun konusunda herkese, önce temiz bir niyet etmelerini öneren Kışanak, "Gerekirse yeniden görüşülür gibi laflar söyleniyor ya. Bunlar tabi ki manasız laflar değil. Ama bu sözü söylerken hangi niyetle söylediniz 0'dan (sıfırdan) eksiye nasıl düştünüz. Bunları sorgulamak herkesin hakkıdır. En çok da AKP iktidarı sorgulasın" dedi.

 

'İmralı sistemi Kürt sorununun bir parçası'

Kışanak, AKP hükümetini defalarca uyardıklarını, Kürt sorununun her yapılan hatada daha da büyüdüğünü söylediklerini belirterek, "Bunu herkes kabul ediyor. Cumhuriyet kurulurken inkar edilmeseydi. Diyarbakır zindanı, köy yakmalar, faili meçhuller olmasaydı. Bugün Kürt sorunu bu kadar karmaşık olmayacaktı. Dil ve kimlik sorunuydu. Onun yanına asimilasyonu, binlerce karanlık olayı, vahşeti, toplu mezarları koydunuz. Bugün bu karmaşık ve devasa sorun halini aldı. 1999'da Sayın Öcalan, Avrupa'ya çıktığında barış için büyük adımlar atmıştı. Ama birileri Sayın Öcalan'ı Türkiye'ye getirerek, yeni bir sorun alanı yarattı. Orası da İmralı Cezaevi'dir. İmralı sistemi artık Kürt sorununun bir parçasıdır. Artık Kürt sorununun yanında İmralı sistemini dağıtmak var" diye kaydetti.

 

'AKP yere çakılmak üzere'

Kışanak, AKP hükümetinin iktidarı döneminde yürüttüğü politikalar ile Kürt sorununu büyüttüğünü belirterek, "Önüne çıkan ateşkesleri, çözüm olanaklarını değerlendirmedi. Görüşmeleri başlatmış bundan bir sonuç çıkartmak çözüm çıkartmak için arkasına siyasi irade koymamıştır. Bu da yetmiyormuş gibi 'KCK' adı altında yürütülen operasyonlar ile yeni bir kriz alanı yaratıldı. Bugün cezaevlerinde 6 bini aşkın Kürt siyasi tutsak varsa bu AKP'nin yarattığı Kürt sorunudur. Bunu çözmek te doğal olarak AKP'nin boynundadır. AKP izlediği politikalarla zaman kazandı ama irtifa kaybetti. Şimdi yere çakılmak üzere" dedi. AKP hükümetinin dürüst samimi ve açık bir süreç başlatması gerektiğini, birkaç tane MİT görevlisini kurtarmak ile işin içinden çıkamayacağını belirten Kışanak, "Bu ülkede Başbakan'ın talimatı ile istenirse diyalog ve müzakere için bir heyet oluşturulabilir. Açıkça bunun sorumluluğunu alsınlar. Bu işi ancak böyle temizlerler. Aksi taktirde gelinen nokta bizim açımızdan zahmetli ama Türkiye ve AKP açısından çok daha zordur" dedi.

 

'Halkımız Sayın Öcalan'a sahip çıkacak'

"Diyarbakır'da yapılan zulmün altında zalimler kalmıştır" diyerek Kürt halkının bedel ödemeye alıştığını vurgulayan Kışanak, "Bizi tutuklama ile sindireceklerini zannedenler. Bu ülkeden kaç bin Kürt geçmiş buna bir baksınlar. Diyarbakır'da yapılan zulmün altında zalimler kalmıştır. Mazlumlar değil" dedi. Kışanak, bu akşam saat 18.00'da açlık grevini sona erdireceklerini ancak alanlarda ve meydanlarda yürütülen meşru mücadelenin en güçlü sözcüleri olacaklarını belirterek, "Önümüzde Newroz ve 8 Mart var. Her biri özgürlük sevdalılarının serhıldanlarına dönüşecek. Halk sokağa çıkmaz diye ümit etmesinler. Adana'da yapılan mitinge baksınlar. Halkımız dim dik ayakta. Halkımız Sayın Öcalan'a da onuruna da örgütüne de sahip çıkacak" dedi.

 

'Seçilmiş vekiller AKP'nin atadığı kişiler tarafından tutuklandı'

Başbakan Erdoğan'ın "Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz" sözünü hatırlatan Kışanak, "Bunu söyleyenlerin bu ülkede seçilmişlere neler yaptığını nasıl düşüneceğiz. Bu ülkede seçilmiş olmak demek Başbakan tarafından atanmış olmak mıdır? Cezaevinde 8 milletvekili var. Bunlar seçilmiş değil mi. Cezaevindeki 6 tutuklu milletvekilimiz. Tam 370 bin kişiden bireysel oy aldı. Ama onlar AKP'nin atadığı özel mahkemeler nedeniyle cezaevindeler" ifadesini kullandı. Kışanak, cezaevlerinden 31 belediye başkanı olduğunu belirterek, "Onların yerine belediye meclisi iradesi ile seçilen arkadaşlarımızı da tutukladılar. 7 belediye başkan yardımcısı arkadaş tutuklu. 140 belediye ve il genel meclisi üyesi tutuklu. Kızıltepe'de şu anda AKP'li 2 belediye meclis üyesi dışında seçilmiş belediye meclis üyesi kalmadı. Hani seçilmişleri atanmışlara kul etmeyecektiniz. Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına da yapmayacaksınız" ifadesinde bulundu.

 

'Senin meşruiyetin yoktur'

Kışanak, evrensel hukuk değerlerinin dışında bir şey istemediklerini vurgulayarak, "Kendisinin atanmışlarının özel yetkili savcıların elinden kurtarmak için 3 gün içinde yasa düzenleyen iktidar. Bu ülkenin seçilmişlerini cezaevinde tutması onun meşruiyetini gösteriyor. Meşruiyet hukuk ve eşitlik üzerinden olur. Kendi memurlarını kurtarmak için çıkardığın yasaları başkalarının haklarını kullanması için esirgiyorsun. Senin meşruiyetin yoktur. Bu garabeti sen yarattın. Herkesi 'Terörist' ilan eden bu yasa senin yasan. Bunu değiştirebilirsin. Ama 'Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyeceğim' diye laf eder seçilmişleri tutuklarsan bu senin meşruiyetinin sonu olur" diye konuştu.

 

'Roboski'nin üzerinden 2 ay geçti hala sessizler'

Roboski'deki katliamın üzerinden 2 ay geçtiğini belirten Kışanak, "Halen dilleri laldır. Konuşamadılar. İnsanlara bir şey söyleyemediler. Bu katliamı ne MİT krizi ile ne de başka yaklaşımlar ile unutturamazsınız. Bizim, kendisine insanım diyen herkesin birinci gündem maddesi olarak Roboski katliamı duruyor. Bu katiller herkese hesap verinceye kadar bu mücadele sürecek. Roboski katliamı insanlık vicdanında mahkum edilmiş ama yargı karşısında da mahkum edilecek bir katliamdır" dedi. Kışanak, ilk kez Heron görüntüsü izleyen insanların dahi görüntülerde her şeyi anladıklarını belirterek, "Bu görüntüleri sayısız defa izleyen. Defalarda bu tarz operasyon yapanlar nasıl anlamıyor. Açıkça Roboski'de sivil insanlar savaş uçakları ile katledildi. 1 saat bombardıman yaptılar. Bu kadar açık bir katliam ile karşı karşıyayız" şeklinde konuştu. / Diha

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı