31.01.2012 - 04:00
Okunma (157)
Yorum (0)
Paylaş

Kolivar'ın çiçek bahçesi

Karadenizli müzisyen Ayşenur Kolivar'ın ilk albümü "Bahçeye Hanımeli" tam bir çiçek bahçesi. Albümde, Karadenizli kadınların günlük yaşam içindeki halleri, göç teması işleniyor.

 

Sonbahar ve Yüreğine Sor film müzikleri ile dinleyicisinin gönlünü fetheden müzisyen Ayşenur Kolivar'ın ilk albümü "Bahçeye Hanımeli" Kalan Müzik etiketi ile çıkıyor. Yaklaşık 3 yıllık bir çalışmanın sonucu olan albüm belgesel-müzik tadında dinleyicinin karşısına çıkıyor. Lazca, Gürcüce, Hemşince, Pontus Rumcası, Çerkezce ve Türkçe'nin farklı diyalektleri ile söylenilen 25 şarkıdan oluşan albümde, her şarkı için bir de hikaye yazılmış. Karadeniz kadınının günlük hayat içindeki hallerini ve göç temasını işleyen Kolivar'ın albümünde, bölgede yaşanan tehcir ve mübadele de yer buluyor. Sanatçı, albüme ilişkin "Kadın duygusunun kadınlık hallerinin albümde olmasına önem verdik. Kadın albümü olduğunu düşünüyoruz. Karadeniz'deki günlük hayatı kadının gözünden, kadının dilinden, kadını da içine katarak anlattık" diyor. Kolivar ile albümü Bahçeye Hanımeli üzerine konuştuk.

 

Kadın ve çok kültürlülük temalı albüm yapmak nereden aklınıza geldi?

Kadın olmak, kadın gözüyle bakmak, kadınların duruşu ile Doğu Karadeniz'in kültürünü yansıtmak istedim. Üstelik kadınlarla birlikte üretmeyi de seviyorum. Feminizmle ilgili çalışmalarda bulunduğum için bunu müzikle birleştirmek gibi de bir derdim var. Karadeniz'de çok kültürlü bir yaşam var. Lazlar, Hemşinliler, Gürcüler bir arada yaşıyor. Ayrıca Türkçe'nin farklı diyalektleri konuşuluyor. Örneğin bir Laz'ın kullandığı Türkçe ile Hemşinli'nin kullandığı Türkçe farklı. Onları yansıtmak istedim. Bir de kadınların özel mekanlarda, anlarda söyledikleri şeyler çok fazla. Kadın dünyası içinde kalmış bu formlara yer verdik. Kadın duygusunun kadınlık hallerinin albümde olmasına önem verdik. Kadın albümü olduğunu düşünüyoruz. Karadeniz'deki günlük hayatı kadının gözünden, kadının dilinden kadını da içine katarak anlattık.

 

Albümün adı neden Bahçeye Hanımeli ve albümde kaç şarkı var?

Bahçeye Hanımeli benim için özel bir şarkı. Şarkı bana albümün bir çiçek bahçesi gibi olmasını hissettirdi. Çiçek bahçesi gibi düşündük albümü. Albümde 25 şarkı var. Her şarkı için bir sinopsis yazıldı. Albüm 7 bölümden oluşuyor ve her bölüm 7 çiçek isminden oluşuyor. Bahçeye Hanımeli'nin çiçekleri: Manuşag (menekşe), loresima (papatya), gastumra (güz çiğdemi), mekhak (karanfil), seteney (düğün çiçeği), tsifin (ormangülü), vargel (bahar çiğdemi).

 

Göç teması da albüm de göze çarpıyor…

Evet. Albüm bittiğinde baktık ki, albümü tek CD'ye sığdıramıyoruz. Yaptığımız araştırmalarda da Karadeniz'den başka yerlere ve başka yerlerden Karadeniz'e bir sürü göçler var. Doğal sürecinde bu göç olgusu da albümde kendisine yer buldu.

 

Albümde yer bulan kadın hikâyelerinden birini anlatır mısınız?

Mesela bir şarkımızda kendi düğününü izlemesi yasak olan bir kadının hikayesi var. Köyün büyükleri eğlence yapılmasını istemez, en sonunda aileden biri çıkar ve tulum getirir kapıya çalar. Ancak gelin odanın camından izlemek zorunda kalır ki, bu bile yasaklanmıştır. Burada ataerkil iktidarı görüyoruz. 'Ben istersem senin düğününü de mahvederim' diyor zihniyet.

 

Peki bu şarkıya yönelik tepkiler nasıl?

Mesela bu şarkıda bir horon var. Yani hüzünlü bir şarkı var ama horonlu ve içinden ağıt çıkıyor. Ben önce anneme dinlettim benim annem beğendi. 'O benim annem o nedenle beğendi' diye düşünürken, başka kadınlar da beğendi. Çünkü benzer duygular. Her kadın hayatın içinde benzer ortak duygulu durumları yaşayabiliyor.

Karadeniz'de hidroelektrik santral (HES) karşıtı yoğun bir mücadele var, bu sizin albümünüze nasıl yansıdı?

Bu mücadelenin yine kadınlar üzerinden şekillendiğini gördük. Yaşlı bir teyze mesela oğlunu, eşini dinlemiyor, eline taşı alıyor ve şirketin iş araçlarına atabiliyor. Burada yine kadının doğa ile kurmuş olduğu ilişkiyi görüyoruz. Kadının doğa ile olan temasını, kadınlar Karadeniz'de 'derelerimizi almayın' diye ağlıyor. Bu da albümdeki yerini yine onların sesinden, mücadelesinden aldı.

 

Albümün göç temasında neler var peki?

Genel olarak Karadeniz'e olan ve Karadeniz'den olan göçleri yansıttık. Albümde tehcir, mübadele, İstanbul'a olan göçler hepsi var. Albümün finalinde İstanbul'a geliş var, hatta bu bölümün adı Vargel. Neden geldik İstanbul'a der gibi neden ayrıldık Trabzon'dan.

 

Sizin için özel bir hikâye var mı peki?

Hemşin'de çocukluğumdan beri herkes 'orada Ermenilerin evi, burada kiliseleri var' deyip dururdu. Çocukları sevmek için 'Seni gidi Ermeni' derlerdi. Ben de bilmezdim Ermenilerin kim olduğunu, ama kötü bir şeyden bahsetmediklerini anlardım. Büyüyüp sormaya başlayınca anlattılar; Ermeni komşularının nasıl yok olduğunu/edildiğini. Hikayeler muhtelifti ama ortak nokta Ermenilerin Çoruh nehrine döküldüğüydü. Bu yüzden 'Çoruh Nehrine Ağıt'ta, katırın tepmesiyle oğlu suya düşen bir kadının hikayesi üzerinden anlattım. Bu hikaye Ermenilere ait ama Hemşin'de de çeşitlemeleri vardır. Şarkıda, 'Çok canlar aldın yetmedi mi' diyoruz Çoruh'a.

Diha

Henüz Yorum Yok.
İlk Yorum Yapan Siz Olmak İstermisiniz.


(Güvenlik İçin Max:750 Karakter)
Kalan Karakter Sayısı