Yazar hakkında : Esra Çiftçi
Sözün bitmemesi için...
Son kırk yıllık Türkiye tarihine bakıyorum da acılı ve sorunlu kuşaklardan başka geriye hiç bir şey bırakmamış. Yeni kuşaklara da yine bildikleri dilden yaklaşıyorlar; yani şiddet, ölüm, yok etme, incitme politikası üzerine kurulu her şey.
Birkaç gün önce 12 Eylül askeri darbesinin 31. yıldönümü idi. Darbeciler Ege sahillerinde sırtlarını güneşe dayamış keyif yaparken, biz ise bu ülkenin katledilen en güzel çocuklarına ve geride kalan acılı çocukluğumuza ağlıyorduk.
Türkiye tarihi darbelerle doludur. Askeri, siyasi hiç fark etmiyor. 12 Eylül’de öldürerek, işkence yaparak, zindanlara tıkarak yok ettikleri kuşağın geride kalan çocuklarına düşünmek bile yasaktı. Bilinçli bir şekilde dejenerasyona yönlendirilen, sorgulamayan, boyun eğen, biat eden bir kuşak oluşturdular.
12 Eylül’ün kirli zihniyeti hala devam ediyor. Değişen hiçbir şey yok. 2011’lerin Türkiye’sinde tutuklamalar, işkenceler, sivil halkı öldürme, kimlikleri, inançları yok sayma tam gaz sürüyor. 12 Eylül’de henüz bıyıkları dahi terlememiş 17 yaşındaki Erdal Eren’i asan statükocu zihniyet, 90’lı yıllarda Kürt gençlerini kaçırıp, katlettikten sonra dere yataklarına atan zihniyet, bugün de Kürt gençlerine, Kürt çocuklarına her türlü işkenceyi yapıyor.
Velhasıl son kırk yıldır birbirini tekrarlayan faşist zihniyet bugün de devam ediyor. İtiraz edilmediği sürece daha çok insan hayatını kaybedeceği gibi, geride kalanlar da geleceğini yitirecek. Vicdan sahibi insanlar faşist, statükocu zihniyete ve kişilere ne zaman itiraz edecekler? Sokaklar ırkçılarla dolup taşmaya başladı. İtiraz edenlerin sayısı yetmiyor…
Şili’de, Arjantin’de generallerinin halka yaşattıkları zulmü ve bundan duydukları utancı birçok kere ifade ettiler, hesap sorup geçmişleriyle yüzleştiler. Türkiye’de de halkın faşist generalleri sorgulaması, yargılaması gerekirken, adamlar hak yoluna usul usul gidiyor. Halkların kardeşliği, eşitliği yüzleşme ile özür dileme ile olur.
Bugünkü AKP hükümeti de aynı statükocu zihniyetin devamı ve gittikçe de daha tehlikeli olmaya başladılar. Vicdanlarını yitirmiş liberaller tarafından habire sırtları sıvazlanıyor. O dalkavuklar bir zamanlar ne yaşandığını, hatta neler yaşadıklarını unutmuşa benziyor.
AKP hükümeti verdiği savaş kararını daha da ileriye taşımak için özel çaba sarf ediyor. Hava saldırıları yetmiyormuş gibi, şimdi de kara harekatına soyunuyor. Daha dün Şemdinli’de 4 sivil vatandaş devletin polisi ve askerleri tarafından rastgele ateş açılması sonucu öldürüldü. Başbakan Erdoğan, “sözün bittiği yer” dedi. Doğru, sözün bittiği yer. Hepimiz sözün bittiği yeri görüyoruz. 12 Eylül askeri darbesinin 31. yıldönümünde yeni bir darbe daha yapıldı. 12 Eylül’ün utancı ortada rezil bir şekilde dururken, Şemdinli’de evlere havan topu, duvarlara kurşun sıkıldı. Demek sözün bittiği yer bu oluyor. Daha çok kan ve gözyaşı.
6 yıl önce devletin “iyi çocukları” Şemdinli’de güpegündüz insanları öldürmeye çalışırken, devlet güçleri “ucu nereye kadar giderse” demişti. Görülüyor ki ucu yine dönüp dolaşıp sivil insanların katledilmesine geldi.
Savaş, ülkeyle, vatanla, bayrakla özdeşleştirilen insan bedenlerinin yağmalanması demek. Eril dilin sokağa egemen olması demek. Savaş ve savaştan rant, çıkar sağlayanların Türkiye halkını inandırmak istediği gibi “Kürt sorununun” çözümsüz olduğu yalanına inanmamak lazım. Kimsenin düşüncelerinden, inançlarından, kimliğinden, cinsel yöneliminden dolayı ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmayacağı, barış içinde bir yaşam mümkün. Barış hediye edilmiyor, bunun için çok çaba harcamak gerek. Yoksa tankın, tüfeğin, silahın olduğu yerde elbette söz biter.
Kırk yıldır kendi halkının sorunlarını anlamak istemeyen, farklılıkları yok sayan kendine göre çözümü sindirmeyle, öldürmeyle, hatta katletmekle bulan bu zihniyet, Türkiye ve Kürdistan’ın güzel çocuklarını yutmaya devam ediyor. Bu zihniyet onlara atalarından kalma, cumhuriyetten bu yana kafalarının bastığı bu. Söz gerçekten biterse yarın değil bu ateşin etrafında, tam da ortasında buluruz kendimizi. Yeter ki sözün bitmemesi için aklıselim davranılsın.
kuyruk acısı nedir biliyormusun hatta hikayesi bile var ama bizim hikayemiz bu yılan hikayesinden de beter. Biz bir zamanlar 'yaşasın tam bağımsız ve demokratik Türkiye' diye bağıran devrimci çocuklardık. Ben hala içimden öyle bağırıyorum ama beni takiyeciler aldı seni yaban eller. Söz bitmese de ünlem bitti anlıyorsun değil mi?
Güncel Köşe Yazıları
- Ey Diyarbakır
- Hayvan, bitki ve 1 milyon euro
- Sinirötesi operasyon olarak Roboski
- Demokrasi atakları Kürt hareketinin lokomotifine b..
- DİNDAR FAŞİSTLİK
- Bu Roboski paketini alır mısınız?
- Cemaat'in değil, devletin polisi
- DEVLETİN İTİBARI
- Kürt sorununa karşı yarı başkanlık
- Diyelim ki Roboski'yi ben yaptım, n'olca..
- Evrim karşıtı sempozyum üniversitede olur mu?
- Tek din yüce ordu ve deliler
- O gün başka bir güç daha vardı
- Her yer Roboski, buradan çıkış yok
Yorumlanan Yazılar
İsim Soyisim.
23.03.2012 - 05:49
TC.vüz
Derya Sazluk
08.11.2011 - 08:51
Kurd Devletleri (5) Gor / Goran Devleti
Aryan
26.10.2011 - 16:35
Kurd Devletleri 3 Kurd Buveyhi Devleti
musto
24.10.2011 - 15:55
Bazı geceler binlerce ölünün dirilip yürüdüğü..
İsim Soyisim.
24.10.2011 - 14:11
Kurd Devletleri 3 Kurd Buveyhi Devleti
















